Kategoriler

Yararlı Siteler

Kutsal Topraklar Gemi Gezisi

UFOstore

HobbyCholic

UFOcircle

UFO İfşaat Kampanyası

X Dergisi

Dünya UFO Günü

Archive for Kasım, 2012

İnsan DNA’sı biyolojik bir İnternettir ve yapay olan internetten bir çok yönden daha üstündür. En son Rus bilimsel araştırması durugörü, sezgi, şifanın anlık ve uzaktan işlevi, kendi kendini iyileştirme, onaylama teknikleri, etrafında auraları olan insanlar, zihnin iklim - seyrine etkisi ve bunun gibi bir çok fenomeni direkt olarak veya dolaylı olarak açıklamaktadır. İlave olarak, DNA ları kesip çıkarmadan ve tek tek genleri değiştirmeden, DNA nın sözlerle ve frekanslarla etkilenebileceği ve tekrar programlanabileceği yeni bir tür tıp için kanıt vardır. DNA’mızın sadece %10’u proteinlerin inşası için kullanılmaktadır. Batılı araştırmacıların ilgilendiği ve incelenip kategorize edilen DNA’nın bu %10’luk bölümüdür. Diğer %90’ı “süprüntü-kalitesiz  [ Read More ]

Günümüzde yaygın olarak kullanılan, çok yönlü bir kavramdan söz etmek istiyorum. Bu da ‘Enerji’ kavramıdır. Bu kavram fizik biliminde önemli bir yer tutar. Hareket enerjisi, durum enerjisi, nükleer (atom) enerjisi, elektromagnetik enerji gibi çeşitli türleri tanımlanmıştır. Oysa ki genel anlamda evrende var olan her nesne sadece ve sadece “enerji”dir. Canlı-cansız veya organik-inorganik ayırımı yapmadan her nesne özünde enerjidir. Görelilik (Rölativite) kuramında madde miktarı ile enerji arasındaki ilişki E=mc 2 eşitliği ile kütlenin enerjiye ve enerjinin de kütleye dönüşebileceği ifade edilmiş, deneysel olarak da kanıtlanmıştır. Genelde deneysel olarak ölçülüp hesaplanabilen en az yoğun enerji türü ısı enerjisidir. Ancak ısı enerjisinden de  [ Read More ]

Yirmi birinci yüzyıla girmiş olmamıza rağmen, hala pek az ilerleme kaydetmiş olduğumuz konulardan biri de beynin yapısıdır. Özellikle belleğin beyindeki yerini tespit etmek için çalışmalar halen devam etmektedir. Bir bakış açısına göre bellek beyin içinde yaygın bir şekilde vardır, veya diğer bir deyişle, belleği oluşturan tüm bilgiler kodlanmış olarak çeşitli beyin bölgelerinde kayıt edilmiş durumdadırlar. Bu tür özelliklere sahip bir fiziksel sistem geliştirilmiş durumdadır ve adı da Hologram´dır. Belleğin bir hologram olarak beyinde kayıt edildiğini iddia eden beyin cerrahı Karl Pribram 1969 yılında Holografik Model görüşünü ileri sürmüştür. Holografik Modeli anlayabilmek için holografik kayıt sistemini anlamak gerekir. Hologram, monokromatik (tek  [ Read More ]

Avrupa’da 18. yüzyılda gelişen “Aydınlanma” dönemi aslında bir tepki felsefesidir. Zira, orta çağ adı verilen karanlık dönemde insanlar din adına korkunç işkenceler görmüşlerdir. Hatta meydanlarda, herkesin gözü önünde, ateşte yakılmışlardır. Bu türden, tamamen akıl ve mantıktan yoksun, vahşi davranışlara karşı bir tepki olarak aklın ve mantığın esas ölçüt olması gerektiği görüşünü savunmuştur, düşünürler. Bu noktaya kadar tamam. Fakat akıl ve mantığı her türlü bilginin şekillendiricisi olarak kabul etmek, bir felsefe değil bir ideoloji olmaktadır. Zira ideoloji, kısıtlayıcı, inanç içeren, tek yönlü bir bakış açısıdır. 18. yüzyıla kadar din ideolojisi her türlü dünyevi ve uhrevi yaklaşımın tek ölçütü olduğu gibi, 18.  [ Read More ]

Yaklaşık bir yüzyıldır pozitif, ‘olgu’ bilimin yararlarını mühendislik ve tıp alanlarında görmekteyiz. Olguculuk, tarihsel olarak, Avrupa’da Aydınlanma dönemi ile gelişen yeniçağ bilimlerindeki başarıların bir sonucudur. Deney ve gözleme dayanan olgu bilimin en güçlü aleti ise matematiktir. Doğayı açıklamak için kullanılan matematik büyük çapta insan ürünüdür. Doğada sadece ‘Rasyonel’ ve ‘İrrasyonel’ dediğimiz pozitif sonlu ve sonsuz sayılar vardır. Örneğin tam sayılar ve tam sayıların bölümünden oluşan kesirli sayılar rasyonel iken ‘pi’ sayısı veya ‘kök 2’ sayısı irrasyonel sayılardır. Öte yandan, eksi sayılar ve sanal sayılar doğada yoktur. Hatta sıfır sayısı bile yoktur doğada. Boşluk olarak tanımlanan ‘vakum’ kesinlikle mutlak boşluk değildir.  [ Read More ]

RAHİMDEKİ EVRENDEN TÜM EVRENE YOLCULUK : Discovery channel’da bir programda, kutup ayısının rahminde 2 sene spermleri saklayabildiğini gördüm. Hayvan kendisini istediği zaman dölleyebiliyor. Araştırmacılar bunun elektronik mikroskopta filmini çekmişler. Yumurta bir güneş gibi küre ve parlak, spermler ise etrafında dönen yıldızlar gibiydi. Birden aklımda neden olmasın, Allah evreni nasıl yaratmıs, bir insanın yada memelinin içinde bile koskoca bir evren saklı diye düşündüm. Daha sonra aynı gece birden ışıklar parladı beynimde ve onların atoma benzediğini buldum. Atomdan gezegenlere ve onların etrafındaki uydularına, oradan güneş sistemimize, oradan galaksilere, galaksiden de evrene baktım. Evrenle insan kromozomlarının benzerliği, kandaki alyuvar ve akyuvarların benzerliği kafama  [ Read More ]

Bilim kurgu fanatiklerinin bildiği gibi, kurt yenikleri (solucan deliği) [uzay ve zamanda teorik kestirme yollar] zaman yolculuğu portalları için mükemmeldir. İnsanları geçmişe aktaran en son film 1952 Ray Bradbury romanından uyarlanan bu yazın filmi ‘A Sound Of Thunder’ dir. Bu filmde, bir grup avcı dinozor çağına geri gitmek için bir zaman makinesi yapar, zaman makinesi bir çeşit kurt yeniğine benzer. Orada, olaylar ters gider. Bir avcı bir kelebeği öldürdüğü zaman, bu tarihin gidişatını tamamen değiştirir. Film eleştirmenler tarafından olumsuz eleştiriler aldı ve hemen sinema salonlarından çekildi. Ama sorular ortaya çıktı – zaman ve zamanda yolculuk olasılıklarının gizemi fizikte en zorlu  [ Read More ]

Kurt yenikleri (Solucan delikleri) Thorne zaman yolculuğu portalı için kullanılabilecek evrende var olan başka türde tünele benzer bir yapı olabileceğine inanıyor. Einstein – Rosen Köprüleri de denen kurt yeniklerinin zaman yolculuğu için en çok potansiyele sahip oldukları düşünülüyor. Sadece zamanda yolculuk yapmamıza izin vermezler, ayrıca zamanın çok küçük bir kesrinde Dünyadan bir çok ışık – yılı uzağa yolculuk yapmamızı sağlayabilirler. Kurt yeniklerinin, herhangi bir kütlenin uzay zamanı büktüğünü ifade eden Einstein’ın görecelilik teorisine dayandığı düşünülür. Bu bükülmeyi anlamak için, iki kişinin bir çarşafı tuttuğunu ve bu çarşafı gerdiğini düşünün. Eğer birisi çarşafın üzerine bir basket topu koyarsa, basket topunun ağırlığı  [ Read More ]

Beyin adını verdiğimiz, hücrelerden ve moleküler bir yapıdan oluşmuş, bilincimizi ortaya çıkaran yapı, esas itibariyle sonsuz titreşimlerden ibârettir… Hologramik bir yapıdır. Bakın bu konuda Dünyanın en ünlü hocalarından Stanford Üniversitesi Nörofizyoloji kürsüsü eski Profesörü olan, halen Virginia`da Radford Üniversitesi Beyin merkezi başkanı Karl Pribram ile fizikçi Einstein`ın talebesi olan ve 1992`de vefat eden ünlü fizikçi David Bohm`un en son bilimsel bulgularını inceleyen ve yine 1992 sonunda ölen Amerika`lı araştırmacı Michael Talbot, l992 yılında yayınlanan son kitabı “The Holografic Universe”te neler diyor: “Evrenin yapısı tüm bilim adamlarını her zaman meşgul etmiştir. Çeşitli görüşlere ilâveten zaman ve mekâna bağlı olmayan elektron bulutları,  [ Read More ]

Bildiğimiz gibi Evrende, Güneş boyutlarındaki bir yıldız beyaz cüceye, orta büyüklükteki bir yıldız da nötron yıldızına dönüşür. Güneşten çok daha büyük kütleye sahip olanlar ise, ömürlerini karadelik olarak noktalarlar. Bunlar evrenin doğal oluşumlarıdır. Fakat biz bir nesneye yeterince basınç uygulayabilseydik, o nesnenin maddesini bir proton büyüklüğüne kadar sıkıştırılabilir ve meydana gelecek kütlesel çekim kuvveti ile de atom çekirdeği boyutlarında bir karadelik oluşturabilirdik. Pratikte şu an için gerçekleştiremesek de, evrende böyle tür karadeliklerin olabileceği düşünülmektedir. Çünkü, Evren, başlangıcında kendini oluşturan tüm maddenin aynı anda ve aynı yerde olmasından dolayı çok yoğun idi. Böylece büyük patlamadan 10 üssü (-20) saniyelik zaman parçası  [ Read More ]